Zeynep, İstanbul’un göbeğinde, tarihi yarımadanın gölgesinde yükselen cam ve çelik bir kule olan Aura Plaza’nın en üst katında, bir mafya babası olan babası Cemil’in kurduğu imparatorluğun meşru varisi olarak büyümüştür. Ancak onun asıl babası, şirketin kurumsal kimliğinin ardına saklanmış acımasız bir suç imparatorluğudur. Zeynep, bu karanlığın içinde bir nevi kafesteki kuştur; üniversitede sanat tarihi okurken bir yandan da babasının "işlerine" bulaşmamak için elinden geleni yapmaktadır. Ta ki o işler, onun en yakın arkadaşının canına mal olana kadar.
Hayatının dönüm noktası, arkadaşının cenazesinde, öfkeden gözleri kararırken etrafındaki cam bardakların kendiliğinden infilak etmesiyle başlar. Zeynep, yıllardır içinde bastırdığı, tehlikeli ve yıkıcı bir gücün telekinezi olduğunu keşfeder. Babasının düşmanları onu zaten hedef tahtasına koymuşken, bu kontrolsüz güç onu daha da büyük bir tehlikeye çeker. Zeynep'in bu dengeyi sağlamaya çalışırken, babasının sağ kolu, soğukkanlı ve esrarengiz adamı Kerem'den yardım istemekten başka çaresi kalmaz.
Kerem, Zeynep'in özel gücünü sadece bir silah olarak değil, aynı zamanda bir kurtuluş umudu olarak gören tek kişidir. Birlikte, İstanbul'un ara sokaklarından Avrupa'nın lüks başkentlerine uzanan bir yolculuğa çıkarlar. Bu yolculukta Zeynep, hem babasının karanlık geçmişiyle hem de kendi gücünün ürkütücü kaynağıyla yüzleşmek zorunda kalır. Önünde iki seçenek vardır: Bu gücü, ailesinin kanlı mirasını temizlemek için kullanmak ya da onu tamamen yok olmaya terk etmek. Ancak işler hiç de göründüğü gibi değildir; çünkü Zeynep'in en büyük düşmanı, belki de en çok güvendiği kişidir.
📱 Tüm bölümleri okumak ve okudukça da para kazanmak için uygulamayı indir!
Uygulamayı İndir