Elif, kadim geleneklerin her nefese hükmettiği uzak bir Anadolu köyünde yaşayan, dikkat çekici on dokuz yaşında bir kızdır. Küçük kız kardeşi Sevda yasak bir aşka yakalanınca, aile meclisi bereldi uygular: Sevda, suçlu aileden bir adamla evlenmeli ve Elif, takasın bir parçası olarak zalim büyük oğul Bekir'e verilmelidir. Nişandan önceki gece Elif nehre kaçar ve şehirden kendi yaraları ve sırlarıyla dönen Bekir'in ayrı düşmüş küçük kardeşi Kerem'le karşılaşır. Göz göze gelirler ve o çalınmış anda tehlikeli bir ateş tutuşur.
Kerem, şerefi gereği kardeşinin hakkını korumakla yükümlüdür, ancak Elif'e duyduğu çekimi de inkar edemez. Düğün hazırlıkları ilerledikçe, Elif ve Kerem, dünyalarının her kuralına meydan okuyan gizli bir ilişkiye sürüklenirler. Her gizli dokunuş, her fısıldanan söz, ikisini de yok edebilecek bir aşkı derinleştirir. Ama Bekir kör değildir ve köyün gözleri her yerdedir. Yıkıcı bir ihanet sırlarını ortaya çıkardığında, Elif bedenini bir savaş alanına, kalbini ise bir silaha dönüştüren bir evliliğe zorlanır.
Yıllar geçer. Elif anne olur, dul kalır ve kayıplarla sertleşmiş bir kadın olur, ancak Kerem'e olan aşkı asla sönmez. Duran'ın geçmişiyle ilgili gömülü bir sır yeniden ortaya çıktığında, onları zincirleyen tüm tırıs sistemini yıkmakla tehdit eder. Elif, sessizliğin güvenliği ile intikam ateşi arasında, sevdiği kızı ile unutamadığı adam arasında seçim yapmak zorundadır. Köyü temellerinden sarsacak son bir yüzleşmede, Elif ve Kerem aşklarının özgürlük için ödenmesi gereken kan bedeline değip değmeyeceğine karar vermelidir.
Bu, gelenekler tarafından ezilmiş ama kırılmayı reddeden iki insanın etkileyici, duygu dolu ve yürek burkan öyküsüdür. Onurun bedeli, yasak arzunun gücü ve asla olmaması gereken bir aşka giden uzun, acımasız yol hakkında bir hikâyedir.