Elara, hayalperestleri yutan bir şehirde geçimini zorlukla sağlayan, parlak zekalı ama aç bir sanatçıdır. Babasını mahveden adamla yüzleşmek için yüksek sosyete balosuna baskın yaptığında, ailesinin yıkımına adını kazımış acımasız milyarder Kael Draven ile göz göze geleceğini asla beklemez. Karşılaşmaları patlayıcıdır; ikisi de unutamayacakları bir öfke ve yasak çekim çatışmasıdır.
Kael Draven imparatorluğunu buz gibi soğuk ve hesaplı bir şekilde yönetir, ancak Elara'nın meydan okuması onda tehlikeli bir şeyi ateşler. Bir skandal onları sözleşmeli bir nişana zorladığında, intikam ve arzu arasındaki çizgi bulanıklaşır. Elara, babasının çöküşünün ardındaki gerçeği ortaya çıkarmak amacıyla doksan gün boyunca nişanlısı rolünü oynamayı kabul ederken, Kael onun bedenine ve ruhuna sahip olmayı planlar.
Kameralar önünde performans sergilerken, çalınan bakışlar çalınan gecelere dönüşür. Elara, Kael'in zırhındaki çatlakları, çocukluğunda yaşadığı istismarı ve onu babasının ölümüne bağlayan bir sırrı keşfeder. Kael ise Elara'da söndüğünü sandığı bir ışık bulur. Ancak ihanet gölgelerde gizlenmektedir: Kael'in ortağı Victor, Elara'yı kendine istemektedir ve onu elde etmek için ikisini de yok etmeye hazırdır.
Sözleşmenin sona ermesiyle Elara, onu tanımlayan intikam ile onu iyileştirebilecek aşk arasında bir seçim yapmak zorunda kalır. Kael ise onu hayatta tutmak için kendisini koruyan kontrolü bırakmak zorundadır. Para ve maskelerle dolu bir dünyada, aşkları ikisinin de kaybetmeyi göze alamayacağı tek gerçektir.